26 Ağustos 2026 Çarşamba
Kolu hareket ettirirken kürek kemiği çevresinden gelen tıkırtı sesi, sırtta fark edilen şişlik, omuz-sırt ağrısı ve kolda güçsüzlük, nadir görülen “Elastofibroma Dorsi” işareti olabilir. Halk arasında “sırt nasırı” olarak da bilinen ve çoğunlukla iyi huylu seyreden bu oluşumun özellikle 40 yaş üzerindeki kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özkan Demirhan, tekrarlayan kol ve omuz hareketlerinin hastalığın gelişiminde etkili olabileceğine dikkat çekti.
Elastofibroma Dorsi, çoğunlukla kürek kemiği ile göğüs duvarı arasında ortaya çıkan, yavaş büyüyen ve iyi huylu seyreden bir oluşum. Kürek kemiğinin göğüs duvarı üzerindeki tekrarlayan hareketlerinin oluşturduğu sürtünme ve basının hastalığın gelişiminde rol oynadığı düşünülüyor.
Hastalığın özellikleri hakkında bilgi veren Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özkan Demirhan, “Elastofibroma Dorsi nadir görülen, iyi huylu ve yavaş büyüyen bir göğüs duvarı tümörüdür. Kürek kemiği ile göğüs duvarı arasında oluşan mekanik sürtünme ve basıya bağlı geliştiği düşünüldüğü için gerçek bir tümörden çok reaktif bir oluşum, yani ‘yalancı tümör’ olarak da değerlendirilmektedir” dedi.
Hastalığın özellikle orta ve ileri yaş grubunda görüldüğünü belirten Demirhan, “40 yaşın üzerindeki kadınlarda daha sık karşımıza çıkıyor. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 6 kat daha fazla görülüyor. Çoğunlukla tek taraflı ve özellikle sağ kürek kemiği çevresinde ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
OMUZ VE KOLUNU SÜREKLİ KULLANANLARDA DAHA SIK GÖRÜLEBİLİYOR
Elastofibroma Dorsi’nin kesin oluşum nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini belirten Prof. Dr. Demirhan, tekrarlayan hareketler ve mekanik zorlanmanın önemli faktörler arasında değerlendirildiğini söyledi.
Demirhan, “Yapılan çalışmalarda kas gücüyle çalışan kişilerde tekrarlayan travmaların Elastofibroma Dorsi görülme sıklığını artırabileceği bildirilmiştir. Omuz ve kolunu sürekli kullanan ya da ağır iş yapan kişilerde, özellikle de sağ kürek kemiği çevresinde daha fazla görülmesi bu görüşü destekliyor” diye konuştu.
Ancak hastalığın yalnızca ağır iş yapan kişilerde görülmediğinin altını çizen Demirhan, “Hayatı boyunca kolunu zorlamamış kişilerde de Elastofibroma Dorsi görülebiliyor. Bu nedenle hastalığın oluşumunu yalnızca fiziksel zorlanmaya bağlamak doğru değil. Ayrıca nadir de olsa kürek kemiği dışında farklı bölgelerde de ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.
KÜREK KEMİĞİ ALT KISMI VEYA YAN TARAFINDA ŞİŞLİK, AĞRI VE “TIKIRTI’’SESİNE DİKKAT
Elastofibroma Dorsi’nin uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Demirhan, olguların yaklaşık yarısında herhangi bir yakınma görülmediğini belirtti.
Kitlenin büyümesiyle belirtilerin daha belirgin hale gelebildiğini söyleyen Demirhan, “Hastaların önemli bir bölümünde kürek kemiği çevresinde şişlik, sırt ve omuz ağrısı ile nadirde olsa kolda güçsüzlük görülebilir. Özellikle kitle 5 cm’in üzerine çıktığında şikâyetler daha belirgin hale gelebiliyor” dedi.
Hastalığın dikkat çekici belirtilerinden birinin kol hareketi sırasında ortaya çıkan tıkırtı sesi olduğunu belirten Demirhan, “Kol hareket ettirildiğinde kürek kemiğinin kitleye takılmasına bağlı ‘klik’ şeklinde bir ses duyulabilir. Eklem sertliği ve kürek kemiğinin diğer tarafa göre daha yüksek veya belirgin görünmesi de karşılaşabileceğimiz belirtiler arasındadır” diye konuştu.
TANI İÇİN GÖRÜNTÜLEME ÖNEMLİ
Bu yakınmalarla başvuran kişilerde fizik muayenenin normal olmasının Elastofibroma Dorsi olasılığını tamamen ortadan kaldırmadığını vurgulayan Prof. Dr. Demirhan, görüntüleme yöntemlerinin tanıda önemli olduğunu söyledi.
Demirhan, “Fizik muayenede belirgin bir bulgu saptanmasa bile şüpheli hastaların radyolojik olarak değerlendirilmesi gerekir. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme bu hastalığın değerlendirilmesinde yararlı yöntemlerdir. Özellikle MRG, Elastofibroma Dorsi’nin tanınmasında oldukça değerlidir” ifadelerini kullandı.
Lezyonun yerleşim yeri ve radyolojik görünümünün çoğu hastada tipik olduğunu belirten Demirhan, “Klinik ve görüntüleme bulguları Elastofibroma Dorsi için karakteristik olduğunda genellikle biyopsiye ihtiyaç duyulmaz. Ancak görüntülemenin yeterli olmadığı veya daha agresif bir tümörden şüphelenilen durumlarda nadiren biyopsi gerekebilir” dedi.
“HER İKİ TARAF DA MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİ”
Elastofibroma Dorsi’nin bazı hastalarda iki taraflı görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Demirhan, yalnızca şikâyetin bulunduğu bölgenin incelenmesinin yeterli olmayabileceğini belirtti.
Demirhan, “Elastofibroma Dorsi’den klinik olarak şüphe edildiğinde göğüs duvarının her iki tarafı da mutlaka değerlendirilmelidir. Lezyonun iki taraflı olması tanıyı destekleyen önemli bulgulardan biridir. Aynı zamanda ayırıcı tanıda diğer göğüs duvarı tümörleri de göz önünde bulundurulmalıdır” diye konuştu.
HER SIRT NASIRI AMELİYAT GEREKTİRMİYOR
Tedavinin kitlenin büyüklüğüne ve hastada oluşturduğu şikâyetlere göre planlandığını belirten Prof. Dr. Özkan Demirhan, küçük ve belirti vermeyen lezyonların takip edilebildiğini söyledi.
Demirhan, “Tümör kol ve omuzda fonksiyon kaybına, bası bulgularına, ağrıya veya göğüs duvarında şişliğe neden oluyorsa ve çapı 5 santimetreyi aşmışsa cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Daha küçük ve hastada herhangi bir şikâyete yol açmayan lezyonlarda ise cerrahi uygulanmadan takip yapılabilir” dedi.
Cerrahi tedavide kitlenin tamamen çıkarılmasının önemine dikkat çeken Demirhan, “Cerrahide kitlenin geride kalıntı bırakılmadan tamamen temizlenmesi önemlidir. Yetersiz cerrahi sonrasında kitle yeniden ortaya çıkabilir ve ikinci ameliyatta daha kapsamlı bir cerrahi gerekebilir” ifadelerini kullandı.
“KANSERE DÖNÜŞTÜĞÜNE DAİR BİR KANIT YOK”
Hastalığın iyi huylu yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Demirhan, Elastofibroma Dorsi’nin oldukça yavaş büyüdüğünü ve hastaların kanser endişesine kapılmaması gerektiğini belirtti.
Demirhan, “Elastofibroma Dorsi’nin büyüme hızı oldukça yavaştır. Bugüne kadar hastalığın kansere dönüştüğünü gösteren bir kanıt bulunmamaktadır” dedi.
Buna rağmen sırtta yeni ortaya çıkan veya giderek büyüyen bir şişliğin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Demirhan, “Özellikle kürek kemiği çevresinde şişlik, ağrı, kolda güçsüzlük, hareket kısıtlılığı ya da kol hareketleri sırasında tıkırtı sesi fark edildiğinde bunun nedeninin ortaya konulması için değerlendirme yapılması önemlidir” şeklinde konuştu.
620’yi aşkın katılımcı firma ile 100’den fazla ülkeden profesyonel ziyaretçiyi ağırlayacak F İstanbul, 26–29 Ağustos’ta İstanbul’da düzenlenecek. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 27,8 milyar dolarlık ihracata ulaşan Türkiye tarım, gıda ve içecek sektörü; fuardaki üç ayrı B2B alanında dünyanın önde gelen perakende zincirlerinin satın alma yöneticileri, ithalatçılar, distribütörler, toptancılar ve gıda tüccarlarıyla doğrudan iş bağlantıları kuracak.
Türkiye’nin gıda, içecek, ambalaj ve üretim teknolojileri alanındaki önemli uluslararası ticaret platformlarından F İstanbul Uluslararası Gıda Endüstrisi Fuarı; “Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları” hedefiyle, yeni ticaret sezonunun başlangıcında Türk üreticilerini dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel alıcılarla buluşturuyor. Gıda ve içecek ürünlerinden şekerleme ve atıştırmalıklara, gıda katkı maddelerinden işleme, ambalaj ve üretim teknolojilerine kadar sektörün tüm değer zincirini aynı platformda bir araya getirecek olan fuarın bu yılki vizyonu; “Yeni Sezon… Yeni Alıcılar… Yeni Bağlantılar…”
3 salondan 6 salona, 268 katılımcıdan 620+ katılımcıya…
2022 yılında 3 salonda 268 katılımcıyla başlayan F İstanbul yolculuğu, beşinci yılında 620’nin üzerinde katılımcı firmaya ulaştı. Beş yılda katılımcı sayısını iki kattan fazla artıran fuar, aynı dönemde 3 salondan 6 salona çıkarak fuar alanını da iki katına taşıdı. Bu yıl ise 6 salon ve 60.000 metrekarelik alanda 620’nin üzerinde katılımcı firmayı ağırlayacak olan F İstanbul, 100’den fazla ülkeden 15.000’in üzerinde kayıtlı profesyonel ziyaretçi hedefliyor. F İstanbul’un uluslararası ziyaretçi yapılanmasının merkezinde doğrudan ticaret yapan profesyoneller bulunuyor.
İthalatçılar • Distribütörler • Toptancılar • Gıda Tüccarları • Zincir Market Satın Almacıları
Ziyaretçi profilinin %70’ten fazlasının satın alma kararlarında doğrudan yetkili profesyonellerden oluşması, F İstanbul’u yalnızca ürünlerin sergilendiği bir organizasyon olmaktan çıkararak yeni tedarikçilerin bulunduğu, distribütörlüklerin görüşüldüğü ve ihracat bağlantılarının kurulduğu güçlü bir B2B ticaret platformuna dönüştürüyor.
27,8 milyar dolarlık ihracat gücüne sürekli yeni ihracat bağlantıları
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü 2025 yılını 27,8 milyar dolarlık ihracatla tamamladı. Sektörün ulaştığı bu büyüklük, Türkiye’nin küresel gıda ticaretindeki üretim gücünü ortaya koyarken ihracatın sürdürülebilir büyümesi açısından yeni pazarlara ve doğrudan alıcılara erişimin önemini de artırıyor. F İstanbul’un temel hedefini de bu ihtiyaç oluşturuyor: Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları.
Fuar; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarından gelen profesyonel alıcıları Türk üreticilerle doğrudan buluşturuyor. Katılımcı firmalar fuar boyunca yeni ithalatçılar ve distribütörlerle tanışma, alternatif pazarlara açılma, uluslararası zincirlerin tedarik ağlarına girme ve uzun vadeli ihracat ilişkilerinin temelini atma fırsatı yakalıyor.
3 ayrı B2B alanında yüz yüze ticaret imkânı
F İstanbul’u klasik fuar modelinden ayıran en önemli özelliklerden biri, organizasyonun merkezine yüz yüze ikili iş görüşmelerini yerleştiren B2B modeli. Fuar kapsamında 3 ayrı B2B alanı, farklı alıcı ve katılımcı gruplarını doğrudan bir araya getirmek üzere kurgulandı. Bu alanlarda gerçekleştirilecek görüşmeler, genel networking anlayışından farklı olarak alıcı ve satıcı arasında planlanmış birebir ticari görüşmelere dayanıyor.
F İstanbul’un geliştirdiği dijital altyapı sayesinde katılımcılar ve satın almacılar fuar başlamadan önce birbirlerini ve ürünleri inceleyebiliyor, uygun firmalarla eşleşebiliyor, görüşme talebi gönderebiliyor ve randevularını oluşturabiliyor. Fuar alanında ise bu dijital eşleşmeler, özel B2B alanlarında gerçekleştirilen yüz yüze iş görüşmelerine dönüşüyor. Böylece ticari görüşme süreci fuar kapıları açıldığında değil, fuar öncesinde dijital ortamda başlıyor; fuar sırasında fiziksel görüşmeyle devam ediyor.
Dijital eşleştirme, randevu planlama ve fiziksel ikili görüşmeleri aynı yapı içerisinde buluşturan bu model, F İstanbul’u Türkiye’de öncü, uluslararası ölçekte ise benzerleri sınırlı olan B2B odaklı fuar organizasyonlarından biri haline getiriyor. F İstanbul bu yaklaşımıyla yalnızca kaç kişinin fuarı ziyaret ettiğine değil, doğru alıcının doğru üreticiyle kaç nitelikli ticari görüşme gerçekleştirdiğine odaklanan bir fuar modelini de ortaya koyuyor.
“Marketlerin Marketi”
22’yi aşkın ülkeden 50’den fazla küresel zincir marketin satın alma yöneticileri, fuar kapsamında İstanbul’a gelerek üretici ve tedarikçilerle doğrudan görüşmeler gerçekleştirecek. Bu güçlü satın almacı yapılanmasıyla “Marketlerin Marketi” kimliğini öne çıkaran F İstanbul, Türk gıda üreticilerine dünyanın farklı ülkelerindeki zincir marketlerin satın alma karar vericilerine doğrudan ulaşma imkânı sunuyor.
Fuar alanında oluşturulan Buyers Lounge ve B2B görüşme alanlarında, üreticiler ile satın almacılar önceden planlanmış ikili iş görüşmelerinde bir araya gelecek. Böylece Türk üreticileri yalnızca ürünlerini sergilemekle kalmayacak; dünyanın farklı pazarlarında ürünlerinin raflara girmesine karar veren satın almacılarla doğrudan aynı masaya oturacak.
Dünyanın farklı pazarları İstanbul’da
Türkiye’nin önemli ihracat pazarları arasında bulunan Irak ve Suriye ülke katılımlarıyla F İstanbul’da yer alırken onur ülkesi Özbekistan ise resmi bir heyet ve 70 firma ile fuara katılıyor. Bulgaristan, Çin, El Salvador, Hindistan, İran, Kırgızistan ve Mısır da ülke stantları ve üretici firmalarıyla F İstanbul 2026’da yerini alıyor. Farklı coğrafyalardan üreticilerin, ihracatçıların, ithalatçıların, distribütörlerin, toptancıların, gıda tüccarlarının ve satın almacıların aynı platformda buluşması, F İstanbul’u yalnızca Türk firmalarının dünyaya açıldığı bir fuar değil, farklı ülkeler arasında yeni ticaret bağlantılarının kurulduğu uluslararası bir buluşma noktası haline getiriyor.
Üretimden rafa gıda endüstrisinin tüm değer zinciri aynı çatı altında
F İstanbul, nihai gıda ürünlerinin yanı sıra gıda endüstrisinin üretim altyapısını oluşturan teknoloji ve çözümleri de aynı fuar çatısı altında buluşturuyor. İşlenmiş gıda, içecek, şekerleme, atıştırmalık, kuru meyve ve gıda katkı maddelerinden; gıda işleme makineleri, ambalaj sistemleri ve üretim teknolojilerine kadar geniş bir ürün grubunun sergilendiği fuar, ziyaretçilere sektörün tüm tedarik zincirini tek organizasyonda inceleme imkânı sağlıyor. Bu yapısıyla F İstanbul, hem nihai ürün satın almacılarına hem de üretim kapasitesini geliştirmek isteyen sanayicilere yönelik kapsamlı bir ticaret ortamı sunuyor.
Ticaret Bakanlığı’ndan “Prestijli Fuar” desteği
25 yılı aşkın fuarcılık deneyimiyle So Fuar tarafından organize edilen F İstanbul, T.C. Ticaret Bakanlığı Prestijli Fuar Desteği kapsamında yer alıyor. Katılımcı yerli firmalar, ilgili şartlar kapsamında sağlanan devlet desteğinden yararlanarak uluslararası pazarlara açılma ve yeni alıcılarla buluşma fırsatı elde ediyor.
BRICS+ Moda Zirvesi’nin yeni sezonu, 28-30 Eylül 2026 tarihlerinde Moskova’da düzenlenecek. Son yıllarda hızlı büyüyen ekonomilerin moda sektörleri için, önde gelen yıllık buluşma noktalarından biri haline gelen etkinlik, aynı zamanda bu pazarlar arasında doğrudan bağlantı kuruyor. BRICS’in akredite etkinlikleri arasında yer alan forum, bugüne kadar 109 ülkeden uzmanları bir araya getirdi. Geçen sezon ise marka yöneticileri ve tasarımcılardan perakendecilere, yatırımcı ve sektör otoritelerine kadar 15 binden fazla konuğu ağırladı.
Türkiye, BRICS+ Moda Zirvesi’nin en güçlü katılımcılarından biri olmayı sürdürüyor. Aynı zamanda elyaftan nihai hazır giyim ürününe kadar üretim zincirinin tamamının ülke sınırları içinde faaliyet gösterdiği dünyadaki az sayıdaki ülkeden biri konumunda bulunuyor. Türkiye, Avrupa Birliği’nin hazır giyim tedarikçileri arasında Çin ve Bangladeş’in ardından üçüncü sırada yer alırken, küresel ölçekte de en büyük 10 hazır giyim ihracatçısından biri. Bu konum Türkiye’yi, etkinliğe iş ortakları ve yeni ihracat olanakları aramak üzere katılanlar açısından önemli pazarlardan biri haline getiriyor.
Asya’dan Latin Amerika’ya tek program
Türk şirketleri her yıl foruma yoğun katılım gösteriyor. BRICS+ Moda Zirvesi’nin sektörün en çok ilgi gören etkinliklerinden biri olması da bu ilgiyi destekliyor. Etkinlik, Asya, Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika’daki moda pazarlarını tek bir programda buluşturarak, bu kadar geniş bir coğrafyayı bir araya getiren tek format olma özelliğini taşıyor.
Zirve, 13 milyondan fazla nüfusa, gelişmiş bir perakende pazarına ve Avrasya’nın en büyük moda merkezlerinden birine sahip Moskova’da gerçekleştiriliyor. Programda moda, teknoloji, e-ticaret, üretim ve yatırım konularında 40’tan fazla oturum yer alıyor ve katılımcılar ilgi alanlarına uygun başlıklara erişebiliyor. Etkinliğin iş odaklı bölümü sahnedeki oturumlarla sınırlı kalmıyor. Katılımcılara özel networking olanakları sunulurken, organizatörler bu ölçekteki etkinliklere katılımın başlıca nedenlerinden biri olan toplantıların ve bağlantıların kurulmasına da destek veriyor.
“Sektörümüzün geleceğini işbirliği şekillendirecek”
Modest Fashion Weeks by Think Fashion Kurucusu ve CEO’su Özlem Şahin Ertaş, “BRICS+ Moda Zirvesi, küresel moda gündemini yerleşik moda merkezlerinin ötesine taşıyarak ve farklı pazarlarda ortaya çıkan yaratıcılığa, bilgi birikimine ve iş potansiyeline daha fazla görünürlük kazandırarak yeni bir anlatı ortaya koyuyor. Yaklaşımını özellikle anlamlı kılan nokta, yalnızca modayı sergilemekle sınırlı kalmaması. Markaları, moda platformlarını, perakendecileri, kurumları, teknoloji şirketlerini ve sektör liderlerini bir araya getirerek bütün moda ekosistemleri arasında bağlantı kuruyor” dedi.
Türk ve küresel moda sektörünün önemli isimlerinden, Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu İcra Kurulu Üyesi Cem Altan da bu yıl yeniden Zirve’ye katılacak. Cem Altan, “Moskova’daki BRICS+ Moda Zirvesi’ne her katıldığımda, sektörümüzün geleceğini rekabetten çok işbirliğinin şekillendireceğine dair inancım daha da güçlendi. Zirve, hem yerleşik hem de gelişmekte olan pazarlardan tasarımcı, üretici, marka, teknoloji şirketi, politika yapıcılar ve sektörel birlikleri benzersiz bir bileşimde bir araya getirerek, anlamlı bir diyaloğun kurulabileceği bir ortam yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’den konuşmacı ve tasarımcılar Moskova’da
Yeni sezonun konuşmacıları arasında, Özlem Şahin Ertaş ile Antalya Moda Haftası Kurucusu Eda Meltem Yılmaz’ın yanı sıra, diğer saygın profesyoneller yer alacak. Türk şirketleri uzun yıllardır Rusya’daki varlıklarını genişletirken, Zirve’ye de sezonlar boyunca Türkiye’den heyetler katılıyor.
Aynı dönemde Moskova, 26 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında yükselen tasarımcılara yönelik dünyanın en büyük moda etkinliği Moskova Moda Haftası’na da ev sahipliği yapacak. Türkiye Moskova podyumunda, Antalya Moda Haftası’nın düzenli katılımcıları Gökhan Yavaş ve Murat Aytulum’un yer aldığı karma bir defileyle temsil edilecek.
“KARANLIKTA KUMPAS”IN İLK GÖSTERİMİ ALİAĞA’DA GERÇEKLEŞECEK
ŞAFAK SEZER’İN YENİ OYUNU ALİAĞA’DA PERDE AÇACAK
Şafak Sezer’in uzun bir aradan sonra tiyatro sahnesine dönüşünü gerçekleştireceği “Karanlıkta Kumpas”, ilk gösterimini Aliağa’da yapacak. Seyirciyi de hikayenin bir parçası haline getiren interaktif oyun, Aliağa Sanat Günleri kapsamında 28 Ağustos Cuma günü Ulaş Bayam Açık Hava Tiyatrosu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.
SEYİRCİ DE OYUNUN BİR PARÇASI OLACAK
“Karanlıkta Kumpas”, izleyiciyi doğrudan hikayenin içine dahil eden interaktif kurgusuyla dikkat çekiyor. Şiddetli bir kar fırtınası sırasında izole bir çiftlik evinde yaşanan cinayetle başlayan hikâyede, seyirciler de soruşturmanın bir parçası haline geliyor. Şüphelileri sorgulayan, ipuçlarını değerlendiren ve olayın çözümüne katkı sunan izleyiciler, oyunun gidişatında aktif rol üstleniyor. Oyunun finaline ise seyircilerin vereceği kararlar yön veriyor.
“KARANLIKTA KUMPAS” GÜÇLÜ OYUNCU KADROSUYLA ALİAĞA’DA
Ali Erkan Ersezer’in kaleme aldığı ve Ebru Kara’nın yönettiği “Karanlıkta Kumpas” oyununda Şafak Sezer’in yanı sıra Şebnem Özinal, Zeynep Kankonde, Özgür Özgülgün, Burak Alkış, Deniz Oral, Ömür Arpacı ve Bensu Begoviç rol alıyor.
Aliağa Sanat Günleri kapsamında 28 Ağustos Cuma günü saat 21.00’de Ulaş Bayam Açık Hava Tiyatrosu’nda perde açacak “Karanlıkta Kumpas”, ilk gösterimiyle Aliağalı tiyatroseverlerle buluşacak.
EFSANE SARI DONDURMA MOTORU 20 YIL SONRA YENİDEN SOKAKLARDA!
‘DONDURMAM GAYMAK: GAPITAL’ 16 EKİM’DE SİNEMALARDA!
Türk sinemasının unutulmaz mizah klasiklerinden ‘Dondurmam Gaymak’, 20 yıl aradan sonra devam filmiyle beyaz perdeye dönüyor. Unik Film Yapım imzalı, yönetmen koltuğunda Eyüp Boz’un oturduğu ve senaryosunu Eyüp Boz ile Melik Saraçoğlu’nun kaleme aldığı ‘Dondurmam Gaymak: Gapital’ filminin teaser afişi ve fragmanı yayınlandı.

Yıllar önce Ali Usta’nın sarı dondurma motoruyla hafızalara kazınan samimi Ege hikayesi, bu kez günümüzün değişen dünyasıyla yeniden hayat buluyor. Çekimleri Muğla’nın eşsiz atmosferinde gerçekleştirilen film, Ege insanının sıcaklığını, kendine has mizahını ve samimiyetini bir kez daha sinemaseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.
Kahkaha, Dostluk Ve Dondurma Bu Kez Büyük Bir Mücadeleye Dönüşüyor!
Amerika’da başarılı bir finans kariyeri sürdüren Kamil, oğlunun isteği ve merhum Ali Usta’nın vefat haberiyle çocukluğunun geçtiği Ula’ya dönmek zorunda kalır. Kasabaya adım attığında, Ali Usta’dan yadigâr kalan efsanevi ‘Nasip Dondurmaları’nın borç batağına saplandığını ve itibarını kaybettiğini görür.
Amerika’nın soğuk dünyası ile çocukluğunun geçtiği Muğla arasında bir tercih yapmak zorunda kalan Kamil, arkadaşlarıyla el ele vererek hem Ali Usta’nın mirasını hem de kasabanın ruhunu dev markalara karşı korumak için kolları sıvar.
‘Dondurmam Gaymak: Gapital’ bir Ege kasabasının, mirasını ve ruhunu koruma mücadelesini kahkaha dolu bir dille beyaz perdeye taşıyor.
Başrollerini Cengiz Bozkurt, Okan Çabalar, Atakan Çelik ve Mehtap Bayri’nin paylaştığı filmin güçlü oyuncu kadrosunda Zehra Yılmaz, Abdullah Burak Kaya, Gülnihal Demir ve Yasin Çam da yer alıyor.
‘Dondurmam Gaymak: Gapital’, 16 Ekim’de CJ ENM dağıtımıyla sadece sinemalarda!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.